16. yüzyıl Türk Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16. yüzyıl Türk Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Şubat 2011 Pazartesi
16. Yüzyıl Türk Edebiyatı
16.yüzyıl Divan edebiyatının, özellikle şiir alanında en parlak çağıdır. Her alanda pek çok değerlerin yetiştiği bu dönem Divan edebiyatının "altın çağı" dır. 16. yüzyıl ayrıca Osmanlı İmparatorluğu'nun siyasi ve sosyal bakımdan en parlak çağını yaşadığı dönemdir.
13. ve 14. yüzyıllar boyu kuruluş aşamasında olan Türk Divan şiiri 15. yüzyılda bu kuruluşu tamamlamıştır. 16. yüzyıla gelindiğinde Arap ve Fars nazireciliği/ taklitçiliği Baki, Fuzuli gibi şairlerin öncülüğünde sona ermiş; Türk Divan edebiyatı kendi içinde özgünlüğüne kavuşmuştur.Türk edebiyatı, Anadolu dışında da gelişimini sürdürmüş, bu yüzyılda Azeri Türkçesine Fuzuli, Çağatay Türkçesinde de Babür Şah önem kazanmıştır. Önceki yıllarda Türkçeye girmekte olan Arapça ve Farsça sözcüklerin sayısı bu dönemde iyice artmış; böylece, Türkçe-Arapça-Farsça karışımı üçüzlü bir yapı gösteren Osmanlı Türkçesi oluşmuştur. Osmanlı Türkçesi'nin her türlü duygu ve hayal inceliğini anlatmaya elverişli bir şiir dili olarak görülmesi, şairlerin gittikçe Türkçeden uzaklaşmalarına yol açmıştır. Bu durumdan kaygılanan bazı şairler, salt Türkçe şiirler yazmaya yönelmişlerdir. 15. Yüzyılda Aydınlı Visâlî'nin başlattığı çabalar, bu yüzyılda Tatavlalı Mahremi ve Edirneli Nazmi ile Türkî-i Basît (Sade Türkçecilik ) akımına dönüşmüştür. Ancak, bu şairlerin güçsüz sanat-çılar olması nedeniyle Sade Türkçecilik büyük şairlerce kabul görmemiştir.16. yüzyıl, edebiyatımızda "şehrengiz" yazıcılığının gelişme dönemidir. Türk edebiyatını ilk şehrengizi, 15. yüzyıl şairi Mesîhî'nin "Edirne Şehrengizi" dir. Divan edebiyatının ilk şehrengizleri olan Zatî'nin Edirne Şehrengizi ile Lâmiî'nin Bursa Şehrengizi bu dönemin ürünüdür.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)