1. Ceyhun
Atuf Kansu, kendi kuşağından birçok şairin tersine, dikkati üstüne çok
geç çekmeye başlamıştır. Öyle ki onun birinci planda görünmeye
başlaması, birçok arkadaşının çağını kapatır gibi olmasından sonra
olmuştur. Gerçekten Garip'in parlak günlerinde ve daha sonraları
uzunca bir süre, Ceyhun Atuf Kansu gölgede kalmış sanılan bir şairdi.
Herkes onu seviyor, tutumuna saygı duyuyor, ama kimse onu pek fazla
önemsemiyordu.
Yukarıdaki parçada
geçen "gölgede kalmış sanılan bir şair" sözüyle, Ceyhun Atuf
Kansu ile ilgili olarak vurgulanmak istenen, aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A)
Adını şiirleriyle değil, başka türden yapıtlarıyla duyurduğu
B)
Şiirde yaratacağı etkinin, çağdaşı şairlerinki kadar belirgin olamayacağının
düşünüldüğü
C)
Kendisiyle ilgili olumsuz değerlendirmelere rağmen şiiri bırakmak
istemeyeceğine inanıldığı
D) O dönemde herhangi bir edebi akıma bağlanmadan var
olunamayacağına dair ön yargıları çürüttüğü
E)
Dönemindeki şairleri, geçmiş dönemlerin şairleri kadar dikkate almak istemediği
2. (I) Vüs'at O. Bener, öykücülüğümüzün olanaklarını zenginleştiren
yazarların ilk akla gelenlerindendir. (II) Bener'in "Yaşamasız" adlı
ikinci kitabından sonra yazdığı öykülerde, geleneksel kısa öykü çizgisinden
bütünüyle koptuğu, kendine özgü yenilikçi bir anlatım kurduğu açıkça görülür.
(III) 1950'lerden sonra yayımlanan bu öyküler, o yıllarda oldukça tuhaf, aykırı
ve kapalı bulunmuştu. (IV) Oysa onlar, bugün çok yalın, titizlikle ve özenle
örülmüş, usta işi öyküler olarak görülüyor. (V) Demek ki giderek
çetrefilleştiği düşünülen sonraki dönem öyküleri de yakın bir geleceğin
okurlarına açık ve dolaysız gelecektir.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin
hangisinde, kendinden önceki yargıdan varılan bir çıkarım söz konusudur?
A)
I. B)
II. C)
III. D)
IV. E) V.
3. Birikimlerini kısa sürede yazıp ortaya koyan
sanatçıların yazdıklarında bir sığlık, bir yalın katlık sezmez miyiz? Önce
yazdıklarıyla sonra yazdıkları arasındaki benzerlik, hatta yapıtlarındaki
tekdüzelik neyin nesidir? Georges Sime- non, Agatha Christie çok roman yazmış
olmakla anılır. Ama ne kadar da birbirinin tekrarıdır o romanlar! Bir de
Tolstoy'un, Faulkner'in, Gorki'nin kaç roman yazdıklarını düşünelim.
Bu parçadaki altı çizili cümleyle anlatılmak istenen,
aşağıdakilerden hangisidir?
A)
Bilgi birikimini zenginleştirmeden yola çıkan sanatçının soluğunun çabuk
tükeneceği
B)
Sanatçının zorlamayla ürettiği yapıtın, okuru etkilemeyeceği
C)
Yaşamdan özümsenenlerin demlenmeden aktarıldığı yapıtların derinlikten yoksun
olacağı
D) Yaptığı
işe emek vermeyen sanatçının, zamanla kendini tekrara düşeceği
E)
Birikim sağlamadan sanat yapıtı üretmeye kalkışanların taklitten öteye
geçemeyecekleri
4.(I)
İstanbul’da doğdum, elli üç yıldır bu şehirde yaşıyorum. (II) New York'ta
geçirdiğim üç yılın dışında başka hiçbir şehirde yaşamadım. (III) Benim için,
İstanbul’dan başka, insanın başka şehirleri, başka ülkeleri, başka hayatları kıyaslayacağı
bir yer yoktur. (IV) Kimi zaman, yalnızca İstanbullu olduğum için, bu şehrin
yazarı olduğum için kendimi talihli hissederim. (V) Kimi zaman da binlerce
yazara yüzlerce yıl yetecek kadar hikâyeyle kaynaşan İstanbul, bende eksik
olduğum duygusu yaratır.
Bu parçayı oluşturan cümlelerle ilgili olarak aşağıda
söylenenlerden hangisi yanlıştır?
A)
I. cümlede, "geçmişte başlayıp devam etme" anlamı vardır.
B)
II. cümlede, genel durumu bozmayan, istisnai bir durumdan söz edilmiştir.
C)
III. cümleden itibaren İstanbul’la ilgili beğenme duygusu yansıtılmıştır.
D)
IV. cümlede, gerçekleşmemiş bir beklentiden söz edilmiştir.
E)
V. cümlede bir kaygı, kuşku yansıtılmıştır.
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde adlaşmış sıfata örnek yoktur?
A)
Doğru olanı görüp de yapmayan, cesaretten yoksundur.
B)
Altın ateşle sınanırmış, güçlüler de acı ve gözyaşıyla.
C)
Güler yüzle verilen armağan, çifte armağandır.
D)
Kıskanç, komşusu semirip yağ bağladıkça eriyip iğne ipliğe döner.
E)
Sessizliğin insana verdiği korkuyu yalnızlar bilir.
6. Aşağıdakilerin hangisinde cümle, ögelerine yanlış ayrılmıştır?
A)
Kitabın ilk bölümünde / yer alan şiirler / rahat bir söyleyişle / yazılmış.
B)
Mesai saatlerinin dışındaki boş zamanlarını / değişmez bir program içinde /
geçirir.
C)
Bu eserde yararlandığım asıl kaynak / hatıralarımdı.
D)
Bu dizeler / şairin çocukluk dönemiyle sürekli hesaplaşmasını / dile getirir.
E)
Koşuk tarzı şiirlerden / iyice / uzaklaşmıştım.
7.
(I) Melodramın heyecan verici yanı, adalet ve özgürlük düşüncesini
vurgulamasıdır. (II) Bunun için de bu tür oyunlarda, olgular art arda
sıralanır. (III) Oyun kişileri birer kalıptırlar. (IV) Dramatik gelişim içinde
hiçbir değişikliğe uğramazlar, başta neyseler sonda da öyledirler. (V) Bütün
bu kişilerin değerleri ve nitelikleri önceden saptanmıştır.
Bu parçadaki numaralanmış cümleler için
aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A)
I. açıklama cümlesidir.
B)
II. bileşik yapılı bir cümledir.
C)
III. içinde ad tamlaması olan ad cümlesidir.
D)
IV. ortak özneye bağlanan sıralı cümledir.
E)
V. yüklemi edilgen eylem olan bir cümledir.
8.
Bir şeyi kazanmak için bazı şeyleri kaybetmeyi göze almalısın; unutma ki
kaybettiğinde değil, vazgeçtiğinde yenilirsin.
Bu cümle ile ilgili olarak aşağıdakilerden
hangisi söylenemez?
A)
Başarıya ulaşmada yılgınlığa düşmemenin önemi vurgulanmıştır.
B)İsim-fiille
öbekleşmiş edat kullanılmıştır.
C)
Amaç ve koşul belirten yan cümlecikler vardır.
D)
Gereklilik ve emir kipleriyle çekimlenmiş eylemler vardır.
E)
Ad soylu sözcükler yüklem olarak kullanılmıştır.
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
A)
Küçük kardeşi, konservatuvar sınavlarına hazırlanıyordu.
B)
Sanatçı, repertuvarındaki şarkılardan bazılarını seslendirecek.
C)
Yeni aldığı kışlık montun fermuvarı bozuk çıkmış.
D)
Çocuklardan biri tuvalete gitmek için izin istiyordu.
E) Her
gün tuvalin başına geçiyor, saatlerce çalışıyordu.
10.
Harvard Üniversitesinden Prof. R. Wrangham () şempanzelerde gözlemlenen insana
benzer davranışlar konusundaki çalışmalarını şöyle anlatıyor ( ) "14 yıl
boyunca Uganda'da şempanzelerin sopa kullanmalarıyla ilgili gözlem yaptık.
Şempanzeler, değişik nedenlerle sopa kullanıyor () oyuk araştırma, korkutma,
oyuncak bebek ()"
Bu parçada boş parantezlerle gösterilen yerlere
aşağıdakilerin hangisinde verilen noktalama işaretleri sırasıyla getirilmelidir?
A) (;) (:) (;)
(...) B)
(,) (:) (:) (...)
C) (,) (:) (;)
(.) D)
(:) (.) (:) (;)
E) (:) (:) (;) (...)
11. Birden gökyüzünden gecenin karanlığı kalkıyor. Alacakaranlık
bürüyor doğayı. Doğacak güneşin kızıllığı yayılıyor dağların ardından bozkıra.
O an bozkırı çok sevdiğimi düşünüyorum. Çocukken ıslak topraktan çıkardığımız
solucanları, karlar altından fışkıran mavi, sarı, mor çiğdemleri, toprağın
ıslaklığının güzelliğini düşünüyorum. Sayısız güzellikler işte bu bozkırı,
tarlaları, güneşin kızıllığını, insan sevgisini öğretti bana, diyorum. Hiç de
belirli bir insan üzerinde toplanmıyor bu sevgi. Toprak altındaki solucanlardan,
gökyüzünde yükseklere tırmanan ve gerilerinde bulutlardan yollar bırakan
uçaklardan da öteye gidiyor.
Bu parçayla ilgili olarak aşağıdakilerden
hangisi söylenemez?
A)
Deyimler ve ikilemeler kullanılmıştır.
B)
Kurallı ve devrik cümlelere yer verilmiştir.
C)
İzlenimler yansıtılmış, betimleyici ögelerden yararlanılmıştır.
D)
Deneyimlerin oluşturduğu bir duygudan söz edilmiştir.
E)
Yapıları açısından birbirinden farklı cümlelerden yararlanılmıştır.
12.
Bülbülün güle aşkı, eski şairlerin kaside ve gazellerinde defalarca
dillendirilmiştir. Rengi, şekli, kokusu, dikenleri ve kısa ömürlü oluşu
sebebiyle gül, yalnızca sevgilinin sembolü olmamış, sık sık ateşe
benzetilmiştir. Ateşin de güle benzetildiği olur. Divan şairleri, İbrahim
peygamberin ateşe atılması ve bu ateşin Tanrı'nın emriyle gül bahçesine dönüşmesi
hakkındaki efsaneye sık sık telmihte bulunmuşlardır. Hatta bazen
"gülşen" ile "külhan" arasında anlam ilişkisi
kurmuşlardır. Bilindiği gibi "gülşen", gül bahçesi demektir.
"Külhan" ise hamamlarda suyun ısıtıldığı bölümdür. İçinde ateş
yakıldığı için, divan şairleri külhanı, gül bahçesine benzetmişlerdir. Gül
bahçesindeki serviler de şekil bakımından külhandan yükselen dumana benzetilir.
Ateş, aşk ateşidir; duman da aşk ateşiyle yanan âşığın "âh"ı.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden
hangisi söylenemez?
A)
Bilgilendirme amaçlı açıklama yapılmıştır.
B)
Tanımlamaya başvurulmuştur.
C)
Neden-sonuç ilgisine yer verilmiştir.
D)
Yaygın bir düşünce çürütülmeye çalışılmıştır.
E)
Dilin göndergesel işlevinden yararlanılmıştır.
13. Sonbahar yağmurlarının, o ağrılı hüznü içimize
doldurduğu ıslak akşamlarda kahvede buluşur, suskun, sokağa bakardık. İkide
bir buğusunu alırdık camın, çay kokardı ocakta demlenen keder. Liseli kızlar,
aydınlık, çocuksu yüzleriyle kitapçılardan çıkar, vitrinler boyunca yürürdü.
Kurduğumuz roman kişilerini hatırlatırdı telaşlı adımlarla uzaklaşan etekler.
İçimizde patlayan yanardağlara inat, taş gibi donuk, sessiz dururduk. Bizim
genç şair gelirdi tam o sıra. Cebinden minicik, ıslanmış kâğıtlar çıkarır, yeni
şiirlerinden okurdu: "Sevincimin kumaşında parlayan üzüntü lekeleridir /
Silip de bir türlü çıkaramadığım içimin dökülen mürekkebidir" Sokaktan
gelen mızıka sesi içeriyi doldururdu. Sigara üstüne sigara yakardı parmaklar.
Gece çökerdi ağır ağır. Turşuydu, pastırmaydı, şiirdi, mızıkaydı derken
şenlenirdi bizim de kederli gecemiz.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden
hangisi söylenemez?
A)
Günün belli bir zamanı anlatılmıştır.
B)
Tanık göstermelere başvurulmuştur.
C)
Sözcüklerin duygusal anlamından yararlanılmıştır.
D)
Okuyucuda izlenim uyandırma amaçlanmıştır.
E)
Benzetme ve mürsel mecazlara yer verilmiştir.
14.
Şehirlerin ruhu var mıdır? (I) Varsa nedir bir şehrin ruhunu oluşturan şey?
(II) Büyüklüğü mü, kültürü, tarihi ve yapılarının içimize işleyen etkisi mi?
(III) Şehrin kalabalığı mı ya da içinden bir nehir geçmesi mi? (IV) Şehre
yüksek bir tepeden bakarken mi, yerin altındaki tarihi bir geçitte mi? (V)
Belki de uğultulu bir sabah işe giderken, akşama doğru şehrin bütün
yorgunluğunu üstümüzde evimize taşırken ya da bütün şehirle birlikte bir gece
yatağımıza uzanırken...
Düşüncenin akışına göre, bu parçada
numaralanmış yerlerden hangisine "Peki, nerede, ne zaman
hissederiz şehrin ruhunu?" cümlesinin getirilmesi uygun olur?
A) I. B)
II. C)
III. D)
IV. E) V.
15.
Bir yabancı dili ne kadar iyi öğrenirseniz öğrenin, ana diliniz kadar egemen
olamazsınız o dile. Bu nedenle kendi dilinizden yabancı dile çeviri yapmak, o
dilden kendi dilinize çeviri yapmaktan çok daha zordur. Bu zorluk nedeniyle
çevirmenlerin çoğu --- .
Bu parçanın son cümlesi, aşağıdakilerden hangisiyle
tamamlanabilir?
A)
ana dillerinin inceliklerini öğrenmek istemezler
B)
çeviri işinin bir ana dili yeterliliği olduğunu bilmezler
C)
işe yabancı dillerden dilimize çeviri yapmakla başlarlar
D)
yabancı dilleri de iyi bilmek gerektiğini savunurlar
E)
yapıtın aslına bağlı kalmanın gereksizliğini ileri sürerler
16.
Az bilinen dünya dillerinden Batı dillerine kitapları çevrilen bütün yazarlar
şu sorunu yaşamıştır: Romancı kendi yaşamının şiirselliğinden ya da gizemli
yanlarından içtenlikle bahseder; eleştirmenler ve okurlar ise yazarın ülkesindeki
hayatın şiirselliğinden ya da gizemli yanlarından söz açıldığını düşünerek
okurlar onu. Romancıların en gizli hayalleri ve kişisel yaratıcılığı, ait
olduğu ulusun ilginç bir tasviri olarak algılanır.
Bu parçanın ilk cümlesinde sözü edilen sorun
aşağıdakilerden hangisidir?
A)
Kitapları başka dillere çevrilmeyen yazarların Batı'da tanınmaması
B)
Yazarın kimliğiyle ulusunun kimliğinin birbirine karıştırılması
C)
Sanatsal başarının diğer alanlardaki başarının gölgesinde kalması
D)
Bir ülkenin başarısının başka ülkelerce gasp edilmesi
E)
Bir topluma özgü hayallerin başka toplumlarca anlaşılamaması
17.
Küçüklüğümde benim yaşlarımda bir çocuk, elindeki sapanı gerip taşı atarak
beni gözümün altından yaraladı. Çocuğun adı Hasan'dı. Yıllar sonra kitaplarımı
okuyan bir başka Hasan, romanlarımdaki bütün Hasanların neden kötü olduklarını
bana sorunca hatırladım bunu. Küçükken annemle alışverişe çıktığımızda, kanlı
önlükler içinde uzun bıçaklarıyla çalışan, verdikleri yağlı et parçalarını yiyemediğim
kasapları hiç sevmezdim. Kasaplar, kitaplarımda kaçak hayvan kesen, karanlık
işler yapan kişiler olarak gözükür.
Bu parçada yazarın asıl söylemek istediği
aşağıdakilerden hangisidir?
A)
Roman kahramanlarını genellikle kötü kişilerden seçtiğini
B)
Kitaplarını oluştururken okurlarının düşüncesine önem verdiğini
C)
Roman ve öykülerini çocukların da okuması gerektiğini
D)
Kahramanlarını oluştururken, çocukluğunda yaşadıklarından etkilendiğini
E)
Çocukluğunda sürekli olumsuz durumlarla karşılaştığını
18.
Avrupa bize şiiri öğretemezdi, çünkü şiiri biz ona öğretecek durumdaydık.
Edebiyatımız baştanbaşa şiirdi, saray da, medrese de, tekke de şair
yetiştiriyor, herkes şiirle ilgileniyordu. Fransız edebiyatında "bulunmaz
Hint kumaşı" olan "güzel dize" bizde sıradan hâle gelmişti. Yani
Fransız şiirinin aradığı hayal ve ahenk sarhoşluğundan biz bezmiştik. Ama
bayağılıktan kurtulmak, eşsiz düşlerin tadı ile yaşamak isterken yeryüzü ile
bağlarımızı kopardık. Güzeli yalnız gökyüzünde görüyor, iç âlemden
çıkarıyorduk. O kadar ki yaşayabilmek için yeryüzüne inmek, yanımızı yöremizi
görmek, "bayağılaşmak" zorunda kaldık. Avrupa bize güzeli yeryüzünde
görmeyi öğretti.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Eski
edebiyatımıza hâkim türün şiir olduğuna
B) Şiirin
Türk edebiyatında Avrupa'dakinden daha köklü ve gelişmiş bir tür olduğuna
C) Eski
şiirimizdeki güzellik anlayışının yaşamın somut gerçeklerinden uzaklığına
D) Türk
şiirinin yüzünü yaşamdaki somut gerçeklere dönmesinde Batı kültürünün etkisine
E) Eski
Türk şiirinde güzel dize kurmaya önem verilmediğine
19. Orhan
Kemal köşeli bir yazardır. Ne söylemek istediğini, siyasi görüşlerini,
toplumsal kaygılarını netlikle ortaya koymuştur. Bir yazın adamı olarak tüm
yapıtlarını koyu bir gerçekçilik anlayışıyla kaleme almıştır. Yaşadığı Çukurova'nın
sıcağını, sivrisineğini, iri çekirdekli şeker gibi karpuzunun tadını, vardiya
çıkışında yorgun işçileri, komşu kadınların iğneli sözlerini, pazar yerinin
gürültüsünü, işçi ve işverenin bitmez tükenmez kavgalarını, büyük kent düşleri
kuran genç kızları bulursunuz onun romanlarında.
Bu parçada Orhan Kemal'le ilgili olarak
aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Farklı
kesimlerden kahramanlarla özdeşleşmeyi başardığına
B)Toplum
sorunlarına duyarsız kalmadığına
C) Gerçekleri
değiştirmeden yansıtmayı ilke edindiğine
D) Yapıtlarında
açık sözlü, doğrudan bir yol izlediğine
E) Gözlemlerinden
yararlandığına
20. Meslek
sahipleri, halkla olan ilişkilerinde dile gereken önemi vermiyorlar.
Hastasıyla yalnızca meslektaşlarının anlayabileceği bir dille konuşan bir
doktoru düşünün. iyi iletişim kurduğunu söyleyebilir miyiz? Yine bunun gibi
bir avukatın, bir yargıcın ağır hukuk terimleriyle yurttaşları yasalar
konusunda ne derece aydınlattığı sorulabilir. Bu nedenle terim kullanmaktan
kaçınılmalı, bunları aşağı yukarı karşılayan ifadeler seçilmelidir. İşini iyi
bilen bir meslek adamı, sorunları günlük, konuşulan dille anlatan, bunu başaran
kişidir.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi
anlatılmak istenmemiştir?
A) Terimlerle
yüklü ifadeler kullanılmadan da uzmanlık alanlarıyla ilgili bilgi
verilebileceği
B) Halkla
iletişim kurmada en büyük güçlüğü tıp ve hukuk adamlarının yaşadığı
C) Gündelik
dilin, bilimsel sorunların anlatılmasında yetersiz kalmayacağı
D) Sorunları,
halka halkın anlayabileceği bir dille aktarmak gerektiği
E) Meslekteki
başarının halkla iletişimde kullanılan dille ilişkili olduğu
21.(I)
Türk şiirine yeni bir kişilik kazandırma çabalarına, Şinasi'nin çeviri
şiirleriyle başlattığı yeni biçim arayışları öncülük etmiştir. (II) Şinasi,
Mustafa Reşit Paşa için yazdığı kasidede eşleme kafiye biçimi kullanarak
kaside yapısında değişiklik yapmış, Namık Kemal de "Hürriyet
Kasidesi"nde onu izlemiştir. (III) Tanzimat Döneminde eski nazım biçimlerinin
bazıları terk edilmiş; terk edilmeyenler arasında en çok tercih edilen, gazel
olmuştur. (IV) Gazel türü de Ziya Paşa ve Namık Kemal'le birlikte klasik
özelliklerini kaybetmeye başlamıştır. (V) Ancak Tanzimat'ın II. kuşağından
Abdülhak Hâmit, ilk dönemde başlayan yenileşme çabalarını sekteye uğratmış ve
eski şiirin biçim özelliklerine ısrarla bağlı kalmıştır.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde bilgi
yanlışı vardır?
A)
I. B)
II. C)
III. D)
IV. E) V.
22. ------, şiirin konusunda yaptıkları değişikliklere,
kendilerinden önceki dönemin getirmiş olduğu "her güzel şeyin" şiire
konu olabileceği formülündeki "güzellik" kaydını kaldırmakla
başladılar. Böylece şairin bir yönden ilgisini çeken her şeyin şiire konu
olabileceği kabul edilmiş oldu. Bununla birlikte gerek kendi yapıları gerekse
yaşadıkları dönemin ağır siyasi ve toplumsal koşulları yüzünden çoğunlukla
kişisel duygu ve hayallere, aşk, doğa, aile hayatı gibi temalara yer verdiler.
Toplumsal konulardan uzak durdular. Fransız şiirini çok iyi tanıdıklarından, o
kanaldan yeni bir duyuş ve hayal kuruş tarzı, yeni bir zevk ve estetik, yeni
biçimler getirdiler.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi
getirilmelidir?
A) Fecr-i
Aticiler B)
Tanzimatçılar
C) Servet-i
Fünuncular D)
Genç Kalemler
E) Garipçiler
23.
Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş
Eşini gâib eyleyen bir kuş
gibi kar
Geçen eyyâm-ı nevbahârı arar...
Bu dizelerden hareketle, Servet-i Fünun şiiri ile
ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Ahengini
yalnız sözcüklerin uyum içerisinde bir araya getirilmesinden alan bu şiirde,
ölçü ve uyak ihmal edilmiştir.
B) Fransız
edebiyatının etkisiyle şiirde orijinal imgeler kullanmaya ve söz sanatlarından
yararlanmaya özen gösterilmiştir.
C) Uzun
sesli ve ahenkli söyleyişe, müzik değeri olan sözcüklere ve Farsça tamlamalara
yer verilmiş, doğal dilden uzaklaşılmıştır.
D) Sosyal
temalardan uzaklaşılmış; yalnızlığın, sükûnetin ve hastalıklı duyuşların hâkim
olduğu bir şiir yaratılmıştır.
E) Şiirde
bir cümlenin, bir dizede tamamlanmayarak diğer dizelere taşması sonucunda,
şiir düz yazıya yaklaştırılmıştır.
24. "Celalettin Harzemşah" adlı tiyatro eserinin
"Celal Mukaddimesi" olarak bilinen ön sözünde, divan şiiri konusunda
özetle şunlar yer alır: "Divanlardan biri okunurken insan içine girdiği
dünyayı zihninde canlandırırsa ayağını Satürn'ün tepesine basmış, hançerini
Merih'in göğsüne saplamış kahramanlar; göğü tersine çevirmiş de kadeh diye
önüne koymuş, cehennemi alevlendirmiş de dağ diye göğsüne yapıştırmış,
bağırdıkça gökleri sarsan, ağladıkça dünyayı kan tufanlarına boğan âşıklar;
boyu serviden uzun, beli kıldan ince, ağzı zerreden ufak, kılıç kaşlı, kargı
kirpikli, yılan saçlı sevgililer göreceğinden kendini devler, gulyabaniler
âleminde zanneder."
Bu parçadan yola çıkılarak aşağıdakilerin
hangisi söylenemez?
A) Namık
Kemal, yazdığı bir tiyatro eserinin ön sözünde şiir hakkındaki düşüncelerini
açıklamıştır.
B) Tanzimat
Döneminde divan şiirine yönelik alaycı eleştiriler yapılmıştır.
C) Namık
Kemal, tiyatro ve romanlarında realizmin ilkelerini eksiksiz uygulamıştır.
D) Namık
Kemal, eski edebiyatın mübalağalı anlatımını eleştirmiştir.
E) Namık
Kemal'e göre, divan edebiyatında mazmunlara dayalı bir anlatım söz konusudur.
25. Samipaşazade Sezai, Dilber adlı güzel ve içli bir
Çerkez kızının başından geçen olayları konu ettiği "Taaşşuk-ı Talat ve
Fitnat" adlı romanında, kölelik-cariyelik kurumlarının da eleştirisini
yapar, esaretin insanlık dışı olduğu üzerinde durur.
Bu cümledeki bilgi yanlışı aşağıdakilerin hangisinde
belirtilmiştir?
A) Samipaşazade
Sezai'nin romanı "Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat" değil
"Sergüzeşt"tir.
B) "Taaşşuk-ı
Talat ve Fitnat" roman değil, tiyatro türünde bir yapıttır.
C) Samipaşazade
Sezai, esaret konusunu değil, görücü usulü evlilik konusunu ele almıştır.
D) "Taaşşuk-ı
Talat ve Fitnat"ın yazarı Samipaşazade Sezai değil, Ahmet Mithat
Efendi'dir.
E) Söz
konusu romanın kahramanı olan genç kızın adı Dilber değil, Zehra'dır.
26. Aşağıda verilen bilgilerden
hangisi, ayraç içinde adı verilen sanatçıya ait değildir?
A)İlk
romanı olan "Nadide"de halk dilinden gelen sözcük ve deyimlere yer
vermiş, meddah tarzını andıran bir üslup kullanmıştır. Daha çok eleştiri
alanında tanıdığımız yazar, Servet-i Fünun'da dili en sade kullananlardan
biridir. (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
B) Servet-i
Fünun şiir estetiğinin oluşumunda büyük emeği geçen şair, sembolizmden
etkilenmiştir. Daha çok aşk ve tabiatın değişen hâllerini konu ettiği şiirlerinde
aşırı duygusallığı elden bırakmamıştır. (Cenap Şahabettin)
C) Temel
eksenini aşk duygusunun oluşturduğu öykü ve romanlarında üslup dağınıktır. Aşk
ve masumiyet duygularını ön plana çıkardığı "Eylül" romanı,
edebiyatımızda ilk güçlü psikolojik roman sayılır. (Mehmet Rauf)
D) Parnasyenlerin
ayrıntılara bakma ve onları dikkatle işleme çabaları, sembolistlerin ahenge
olan düşkünlükleri, onun sanatının özünü oluşturmuştur. Fakirlik ve merhamet
konusunu ele aldığı şiirlerindeyse Coppee etkisi görülür. (Tevfik Fikret)
E) Romanlarında
realizmin ilkelerini başarıyla uygulamış, modern Türk romancılığının babası
sayılmıştır. Mensur şiir tarzının da öncülüğünü yapan yazar, bu türdeki
yazılarını "Mezardan Sesler"de toplamıştır. (Halit Ziya Uşaklıgil)
27. I.
İlk döneminde İngiliz edebiyatının etkisinde romanlar yazmış, bu romanlarında
aşkı işlemiş, kadın psikolojisi üzerinde durmuştur.
II. İlk romanlarından "Seviye
Talip" ve "Handan", ilk öykü kitabı "Harap Mabetler",
edebiyat çevrelerinde ilgiyle karşılanmıştır.
III. Ünlü "Sultanahmet
Mitingi" ile halkı coşturmuş, "Milli Mücadele"de bizzat rol
almıştır.
IV. Romanlarında başkahramanlar,
genellikle üstün özelliklere sahip kadınlardır.
V. Yapıtlarında mizah ve eleştiri
vardır, yapıtlarının en önemli özelliği hicivdir.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde Halide
Edip'le ilgili bilgi yanlışı vardır?
A)
I. B)
II. C)
III. D)
IV. E)
V.
28. 1908'den
sonra, sadece bireysel temaları işleyen, dilde Servet-i Fünun nesrinin
bir devamı olan, sosyal hayat ve onun sorunları ile genellikle ilgisiz
--- tarzının yanı başında; daha çok hayata ve sosyal sorunlara yönelen,
yapma dil ve üslubu bir yana bırakarak konuşma dilini ve üslubunu
temel almaya çalışan yeni bir hikâye ve roman tarzının yer almaya
başladığı görülür. Bunların arasında Ebubekir Hâzım'ın Küçük Paşa romanı
ile --- Memleket Hikâyeleri gibi, olayların geçtiği yerleri İstanbul
dışına çıkaranlar olduğu gibi hikâyeleri gibi milliyetçiliği sosyal bir
davranış olarak ön plana çıkaranlar da vardır.
Bu parçada boş bırakılan yerlere getirilmesi gerekenler
aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?
A) Fecr-i
Ati, Refik Halit'in, Ziya Gökalp'in
B) Milli
Edebiyat, Mehmet Emin'in, Ömer Seyfettin'in
C) Cumhuriyet,
Ziya Gökalp'in, Mehmet Emin'in
D) Fecr-i
Ati, Yakup Kadri'nin, Ömer Seyfettin'in
E) Fecr-i
Ati, Refik Halit'in, Ömer Seyfettin'in
29. ---, Servet-i Fünun romanının gözde olduğu dönemde ---
tarafından açılan popüler roman çığırını devam ettiren bir yazar oldu. Bu roman
tarzını benimserken ustasının romanlarındaki bazı teknik kusurları da
benimseyecek kadar ileriye gitmesine karşın, onun gibi, çok değişik roman
anlayışlarına ve çeşitlerine örnek verme yoluna sapmayarak genellikle tek bir
roman anlayışında ve çeşidinde ısrar etti. Tarz olarak gözleme dayalı romanlar,
çeşit olarak da mizaha sırtını dönmeyen töre romanları yazdı.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla getirilmesi
gereken adlar, aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?
A) Ahmet
Rasim, Namık Kemal
B) Hüseyin
Rahmi, Ahmet Mithat
C) Ahmet
Rasim, Hüseyin Rahmi
D) Halit
Ziya, Namık Kemal
E) Mehmet
Rauf, Ahmet Mithat
30. Ahmet Muhip Dıranas'la
ilgili aşağıdaki yargıların hangisinde bilgi yanlışı vardır?
A) Sembolizmden
etkilenmiş, şiiri şiir yapan ögeler üzerinde durmuş, imgelerinin zenginliğiyle
dikkat çekmiştir.
B) Oyunlarında
düşle gerçek, geçmişle şimdi, alın yazısıyla istem, yaşamla ölüm arasındaki iç
çatışma görülür.
C) Türk
edebiyatında öz şiir anlayışının güçlü temsilcilerinden olan sanatçı,
geleneksel biçimlere ses ve uyum tazeliği getirir.
D) Şiirlerinde
güncel ve toplumsal sorunlara değil, insan duygusunun sonsuzluğuna yönelir.
E) Şiirlerinde
ağır basan aşk ve ölüm konusu, öykülerinde de bütün kuvvetiyle kendini
gösterir.
31.
Gezginim, açık denizlerden yanayım
Biraz da Akdenizliyim, bu işte böyle
kalır
Akdenizli herkes konuşur duyarlığını
Başka ne kalır
Biz ki bir konuşuruz geriye on şey kalır
Bu dizeler aşağıdaki şairlerden hangisine ait
olabilir?
A) Behçet Kemal
Çağlar
B) Edip Cansever
C) Ahmet Hamdi
Tanpınar
D) Orhan Şaik Gökyay
E) Mehmet Çınarlı
32. I.
Geleneklere bağlı olan Naim Efendi, II. Abdülhamit dönemi ileri gelenlerinden
emekli bir nazırdır. Damadı Servet Bey, alafrangalık düşkünüdür. Torunları
Cemil ile Seniha da eskiyi beğenmeyen, yeniyi hazmedemeyen birer züppedir.
II. Kara sakallı, güzel sesli şeyh, zevk
ve şehvet düşkünüdür. Çıkarlarıyla zevklerini birleştirmeyi bilmektedir.
Tekkesine düşen zengin ve güzel kadınlar, onun elinden kendilerini ve
servetlerini kurtaramazlar.
III. Ahmet Samim ve Ahmet Kerim, II.
Meşrutiyet Dönemi gazetecileridir. Her ikisi de ittihat Terakki'nin kaba kuvvete
dayanan yöntemine yazılarıyla karşı çıkar.
IV. Ahmet Celal, bir paşa oğludur.
Birinci Dünya Savaşı'nda bir kolunu kaybetmiştir. İstanbul'un işgali üzerine
emir eri Mehmet Ali'nin çağrısına uyarak onun Orta Anadolu'da Porsuk
kıyısındaki köyüne gidip yerleşir.
Yakup Kadri'nin kimi kahramanlarına, konularına değinilen
romanları, aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?
A) Sodom
ve Gomore, Nur Baba, Hep O Şarkı, Yaban
B) Ankara,
Sodom ve Gomore, Kiralık Konak, Panorama
C) Kiralık
Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Yaban
D) Yaban,
Kiralık Konak, Hep O Şarkı, Ankara
E) Ankara,
Sodom ve Gomore, Nur Baba, Yaban
33.
Uzanıverse gövdem taşlara boydan boya
Alsa bu soğuk taşlar alnımdaki ateşi
Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya
Ölse kaldırımların kara sevdalı eşi
En tanınmış şiirlerinden biri
olan "Kaldırımlar"dan alınan bu dörtlükten hareketle, Necip
Fazıl Kısakürek hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Ölüm
temasını mistik bir bakış açısıyla ele alan Cumhuriyet Dönemi şairlerindendir.
B) Geleneksel
Türk şiirinin hece ölçüsünü, yeni ve zengin bir söyleyiş ustalığıyla kullanmayı
başarmıştır.
C) Halk
şiirine dayanmakla birlikte uyak ve ahenk bakımından daha zengin bir şiir
yaratmıştır.
D) Gündelik
dertleri içinde yaşayıp giden sıradan insanı, şairaneliğe kaçmadan
yansıtmıştır.
E) Öz
ve biçim uyumuna, sözcüklerin seçimi ve kullanımına, işçiliğe önem vermiştir.
34. Yüz
yıl önce yazılmış bir romanın kişileri, kimileyin çevremizdekilerden daha
yakındır bize. Roman sayfalarında görünen ve zihnimizde izler bırakan
Bihterler, Suadlar, Hakkı Celisler, Mümtazlar ne çok şeyi paylaşırlar bizimle.
Kalbimiz onlara ne de çok şey borçlu.
Bu parçada aşağıdaki romanlardan hangisinin kahramanı anılmamıştır?
A)
Huzur B)Aşk-ı
Memnu
C)
Eylül D)
Kiralık Konak
E) Fatih-Harbiye
35. Cumhuriyetin
ilk yıllarında yeni bir edebiyat çığırı girişimi görülür Türk edebiyatında. Bu,
Milli Edebiyatçıların sığlıklarına, gerçekçilikten uzak memleketçiliklerine
bir tepkidir. Bir grup sanatçı, tıkanan Türk şiirine yeni ufuklar açmak
amacıyla bir araya gelir, ortak bir kitap çıkarırlar. Ancak amaçlarına
ulaşamazlar ve aralarından sadece biri şiire devam ederek adını Türk edebiyat
tarihine yazdırır. Gerek hece ölçüsüyle gerekse ölçüsüz; ev-aile sevgisi,
çocukluk özlemi, yoksul yaşamlara karşı utanç ve acıma, kadere boyun eğme,
küçük mutluluklarla yetinme gibi konularda şiirler yazar.
Bu parçada sözü edilen şair aşağıdakilerden hangisidir?
A) Behçet
Necatigil
B) Ziya
Osman Saba
C) Ahmet
Muhip Dıranas
D) Faruk
Nafiz Çamlıbel
E) Ahmet
Kutsi Tecer
36. Aşağıdaki açıklamaların hangisinde bir
bilgi yanlışı vardır?
A) Güngör
Dilmen, Midas'ın Kulakları ile başlayarak Antik Yunan tragedyalarının koro ve
dans ögelerini modern biçimde kullandı.
B) Necati
Cumalı, Boş Beşik ve Nalınlar gibi oyunlarında kırsal kesimde yaşayan
insanların dramını işledi.
C) Daha
çok, bireysel başkaldırı temaları üzerinde duran Orhan Asena, Tanrılar ve
İnsanlar'da Sümer destanı Gılgamış'ı çağdaş bir yorumla sahneye uyarladı.
D) Osmanlı
tarihinin çeşitli dönemlerini anlatan oyunlarıyla tanınan Turan Oflazoğlu,
daha çok Deli İbrahim, Kösem Sultan ve IV. Murat gibi oyunlarıyla tanınır.
E) Türkiye'de
epik tiyatronun kurucusu sayılan Haldun Taner, para-insan ilişkisini ele alan
Canlı Maymun Lokantası adlı absürt oyunuyla öne çıkmıştır.
37. Aşağıdaki şair-yapıt
eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
A) Attilâ
ilhan - Elde Var Hüzün
B) Oktay
Rifat - Perçemli Sokak
C) Yahya
Kemal - Eski Şiirin Rüzgârıyla
D) Behçet
Necatigil - Örümcek Ağı
E) Bedri
Rahmi Eyuboğlu – Karadut
38.Cumhuriyet Dönemi hikâye ve romanıyla ilgili aşağıdaki
açıklamaların hangisinde bilgi yanlışı vardır?
A) 1930'lu
yıllardan başlayarak Sabahattin Ali, Ahmet Hamdi Tanpınar, Tarık Buğra gibi
toplumcu gerçekçi sanatçılar köylüden, işçiden, dar gelirliden söz ederek
toplumsal eşitsizlikleri, çatışmaları ön plana çıkardılar.
B) Halide
Edip, Yakup Kadri, Reşat Nuri gibi yazarlar eserlerinde Milli Mücadele, Atatürk
ilke ve inkılapları, halkın ve Anadolu insanının yaşama tarzını işlemiştir.
C) Samiha
Ayverdi, Peyami Safa, Mustafa Kutlu olaylardan ve insanlardan hareketle
insanın iç dünyasını anlatmaya yöneldi.
D) Sait
Faik ve Haldun Taner, geleneksel anlatım yolları dışında yeni arayışlar içine
girdiler, öyküyü modernleştirdiler.
E) Oğuz
Atay, Orhan Pamuk romanlarında çok farklı anlatım yollarını, tekniklerini bir
arada kullanarak gerçek ile kurguyu iç içe verdiler.
39. Aşağıdakilerden hangisi, Ahmet Rasim, Falih Rıfkı ve
Nurullah Ataç'ın ortak özelliğidir?
A) Düz
yazılarının yanı sıra şiirleriyle de tanınmış olmaları
B) Daha
çok, öğretici türlerde yazdıkları yazılarla ilgi çekmeleri
C) Düz
yazıda devrik cümlenin gerekliliğini savunmaları
D) Edebiyata
düz yazıyla başlayıp sonra şiire yönelmeleri
E) Mensur
şiir tarzında eser vermeleri
40. Verlaine,
Şiir Sanatı adlı şiirindeki "Musiki her şeyden önce musiki"
dizesiyle şiir anlayışını açıklamıştır.
Aşağıdaki şairlerden hangisi, Verlaine ile aynı
anlayışta değildir?
A) Ziya Osman
Saba
B) Ahmet Haşim
C) Cahit
Külebi
D) Ahmet Muhip Dıranas
E) Ahmet Hamdi Tanpınar
41. I.
"Kürk Mantolu Madonna, Kuyucaklı Yusuf" adlı romanlarında okurun
gerçekliği daha derinden algılamasını sağladı.
II. "Tutunamayanlar"
adlı romanında Türk aydınını, ince ve derinlikli bir mizahla anlatmıştır.
III. "Yaşar
Ne Yaşar Ne Yaşamaz" adlı romanı, tiyatroya uyarlanarak Şehir Tiyatroları
tarafından sahnelendi.
IV. "Aylak
Adam" ve "Anayurt Oteli" adlı romanlarında psikolojik
yabancılaşma ve yalnızlık temasını başarıyla işledi.
V. "Aganta
Burina Burinata" adlı romanında denizi ve deniz insanlarını anlattı.
Bu cümlelerde, aşağıdaki sanatçılardan hangisinin
eserlerine dair bir açıklama yapılmamıştır?
A) Halikarnas
Balıkçısı B)
Sabahattin Ali
C) Aziz
Nesin D)
Oğuz Atay
E) Peyami Safa
42.Aşağıdaki
sanatçı-eser-tür eşleştirmelerinin hangisinde
bir yanlışlık yapılmıştır?
A) Rabelais
- Gargantua - roman
B) Dante
- ilahi Komedya - şiir
C) Boccacio
- Decameron - hikâye
D) Shakespeare
- Tartuffe - tragedya
E) Cervantes
- Don Kişot – roman
43.Emma'nın okuduğu bu kitaplarda hep aşktan, sevgiliden,
ıssız köşklerde bayılıp kalan işkence görmüş kadınlardan, her konak yerinde bir
ikisi öldürülen sürücülerden, her sayfada biri çatlatılan atlardan, karanlık
ormanlardan, gönül endişelerinden, yeminlerden, hıçkırıklardan,
gözyaşlarından, öpüşlerden, mehtaplı gecelerde yüzen sandallardan, ağaçlıklarda
feryat eden bülbüllerden, birer aslan gibi yiğit, birer kuzu gibi yumuşak
huylu, benzersiz derecede erdemli, daima tertemiz giyinip kuşanmış ve çağlayanlar
gibi ağlayan beylerden, hep bunlardan söz ediliyordu.
Bu parçada sözü edilen kişinin ne tür kitaplar okuduğu
söylenebilir?
A) Klasik
şiirler
B)Romantik romanlar
C) Realist
romanlar
D) Sembolist şiirler
E) Sürrealist kitaplar
44. Aşağıdaki dizelerin
hangisinde tam uyak vardır?
A) Dalgın
duyuyor rüzgârın ahengini dal dal
Baktım süzülüp geçti açıktan iki sandal
B) Bilmem
ki adını onun kim saklar
Besbelli üşütür soğuk topraklar
C) Bin
bahçeli beldemizi yad ellere bıraktık
Gölgesinde barınacak tek ağacım yok
artık
D) Kimi
solgun, sarışın; kimi ak, kimi kara
Kiminin arkasından görünüyor Ankara
E) Elimle
batırmışım gençliğimi
Binip gideceğim en güzel gemi
45. Aşağıdakilerin hangisinde yapılan açıklama, parantez
içinde verilen metin türüyle uyuşmamaktadır?
A) Üzerinde
yazıldığı günün tarihini taşıyan, konuşma diline yakın bir anlatımla kaleme
alınan ve kişinin yaşam serüveninden sıcağı sıcağına kesitler sunan bir türdür.
(anı)
B) Gezilip
görülen yerlerle ilgili bilgi, gözlem, yaşantı ve izlenimlerin aktarılmasıyla
oluşturulan metinlerdir. (gezi yazısı)
C) Alanlarında
ünlenmiş kişilerin yaşam serüvenlerini anlatan, eserlerini tanıtan, ülkelerine
ve insanlığa neler kazandırdıklarını ya da kaybettirdiklerini dile getiren
metinlerdir. (biyografi)
D) Gazetelerde,
haftanın belli günlerinde periyodik olarak çıkan, ülke ve dünya gündemindeki
konularla ilgili görüş, yorum ve değerlendirmeler içeren bir türdür. (fıkra)
E) Çeşitli
konularla ilgili özgün düşüncelerin sorgulayıcı ve zevk verici bir bakış
açısıyla anlatılmasına olanak sağlayan, gücünü yazarın içtenliğinden ve kültür
birikiminden alan türdür. (deneme)
46. İmge,
sanatçının çeşitli duyularıyla algıladığı özel, özgün bir görüntünün dile
aktarılışıdır; bir betimleme değil, öznel bir yorumlama sayılabilir ve tamamen
şairin düş gücünün ürünüdür.
Bu cümledeki açıklamaya göre aşağıdakilerin hangisinde
imgeden en az yararlanılmıştır?
A) Resmini
astılar işlek yerlerine kentin
Çarşı içinde bir zaman daha konuşuldun
Su, sarnıçlardan bakraçlara çekiliyordu
B) Göğüs
kafesindeki yetimim
Artık keman yaylarına sürtüyorlar seni
Sen ki hazırdın buna da
C) Halkın
imlası taşarsa coğrafyadan
Geçer onlar iki yağmur damlasının
arasından
Göstererek devlete bütün zarafetini
D) Siyahın
gezginiyim, her gün daha derine
Yanar akşamla caddede vebalı lambalar
Bezgin, sıkıntıyla bakar herkes
benzerine
E) Kara
yeller ak yelleri dövende
Sevdanı yüreğine kuşat
Al sesimi vur kanının gümbürtüsüne
47.
Her zulmü, kahrı boğmaya bir parça kan
yeter,
Ey Şark uyan yeter, ey Şark uyan yeter!
Bu ikilikle ilgili olarak aşağıdakilerden
hangisi söylenemez?
A) İlk
dizede "kan" sözcüğüyle vatan uğruna ölmek kastedilerek mecaz-ı
mürsel yapılmıştır.
B) İkinci
dizede Doğu toplumlarına seslenilerek nida sanatı yapılmıştır.
C) Dizeler
arasında redif ve tam uyak vardır.
D) Lirik
şiire özgü nitelikler ağır basmaktadır.
E) İkinci
dizede tekrir sanatı yapılmıştır.
48. Aşağıdakilerin hangisinde cümleyle ayraç içinde verilen
terim uyumsuzdur?
A) Hayvanlar,
bitkiler ve cansız nesneler arasında geçtiği hayal edilen, teşhis ve intak
sanatlarına dayanan öğretici hikâyeler. (fabl)
B) Şiirin
nazım birimi, uzunluk, uyak örgüsü, kompozisyon yapısı gibi kuruluşla ilgili
özellikleri açısından aldığı ad. (nazım biçimi)
C) Bir
dili meydana getiren ses, sözcük yapılışı, sözcük dağarcığı, anlam değişmeleri,
cümle kuruluşu gibi unsurları inceleyip kurallara bağlayan bilim. (dil
bilgisi)
D) Bir
kişinin, bir ailenin ya da bir topluluğun belirli bir zaman dilimi içinde
yaşam ve yaşayış dönemlerini birbirini bütünleyecek biçimde anlatan roman
dizisi. (tarihi roman)
E) Aşk,
özlem, ayrılık gibi konularda kişisel duygulanımların dile getirildiği,
coşkulu bir anlatımın kullanıldığı şiirler. (lirik şiir)
49. I.
Şairin din ve tasavvuf düşüncesini aktardığı şiirlere denir. Ahmet Yesevi bu
tarz şiirleriyle ünlüdür. (hikmet)
II. Tanrıyı
övmek, ona yalvarmak için söylenen lirik şiirlerdir. (ilahi)
III. Tasavvuf
düşüncesine göre evrenin yaratılışı ve Tanrı'ya dönüşü işleyen şiirlere denir.
(nutuk)
IV. İnançlardan
alaylı bir dille söz eder gibi yazılan şiirlerdir. Bu türde aslında tasavvufi
kavramlar işlenir. (şathiye)
V. Tarikata
yeni girenlere girdiği tarikatın kurallarını öğreten, didaktik şiirlerdir.
(devriye)
Yukarıda numaralanmış açıklamalarla birlikte verilen
nazım biçimlerinden hangi ikisi yer değiştirirse bilgi yanlışlığı giderilmiş
olur?
A) I. ve
II. B) I. ve
III. C) III. ve V.
D) II. ve
IV.
E) IV. ve V.
50. Aşağıdaki açıklamalardan hangisi ayraç içinde verilen
terimle uyuşmamaktadır?
A) Geçmişte
belli bir meslekte öne çıkmış kişilerin yaşam öykülerinin toplandığı eser.
(tezkire)
B) Divan
edebiyatında kullanılan, belli bir kavramı anlatan ya da çağrıştıran kalıplaşmış
söz. (mazmun)
C) Bir
şairin, başka bir şairin şiirine aynı nazım biçimi, ölçü ve uyakla yazdığı
karşılık. (nazire)
D) Nazım
biçiminde yazılan, imgesel bir dil taşımayan dil ürünü. (manzume)
E) Divan
şiirinde altı dizelik bentlerle oluşturulan nazım biçimi. (münşeat)
51. Aşağıdakilerin hangisinde divan edebiyatıyla ilgili
bir bilgi yanlışı vardır?
A) Kuran,
hadis, peygamber ve evliya hikâyeleri, Arap ve İran mitolojisi, tasavvuf bu
şiirin kaynaklarıdır.
B) Söyleyişte
ustalık göstermek amacıyla süslü anlatıma, söz sanatlarına sıkça
başvurulmuştur.
C) Beyit
ve bent nazım birimiyle yazılan şiirlerde nazım birimleri, şiirin bütünündeki
ortak temaya hizmet için kullanılmıştır.
D) Aynı
temalar, aynı ahenk ve yapı unsurlarıyla bunların dışına çıkmadan güzel bir
şiir dili oluşturmak amaçlanmıştır.
E) Genellikle
içki meclisleri, aşk, aşkın getirdiği çaresizlik, ulaşılmaz sevgiliye hasret
gibi temalar işlenmiştir.
52. I. Grup II.
Grup
I. Kaside Tazarruname
II. İnşa Taç
beyit
III. Mevlit Miratü'l Memalik
IV. Tezkire Süleyman Çelebi
V. Gezi yazısı
Yukarıda I. grupta verilen terimlerden hangisi II.
gruptakilerden biriyle ilişkilendirilemez?
A) I. B)
II. C)
III. D)
IV. E) V.
53. Geleneksel Türk
tiyatrosu ile modern Türk tiyatrosunu karşılaştıran aşağıdaki cümlelerin
hangisinde bir yanlışlık yapılmıştır?
A) Geleneksel
tiyatroda kahramanlar yalnızca tip özelliği gösterirken modern tiyatroda
tiplerle birlikte karakterler de göze çarpar.
B) Geleneksel
tiyatro sözlü geleneğe bağlıyken modern tiyatro yazılı bir metne bağlı olarak
oluşturulur.
C) Modern
tiyatroda Batı'ya ait edebi akımların etkisi görülürken geleneksel tiyatroda
bu akımların etkisi görülmez.
D) Geleneksel
tiyatroda şive taklitlerine ve yanlış anlamalara bağlı salt güldürü
amaçlanırken modern tiyatroda daha çok güldürürken düşündürme ve eğitme amaçlanır.
E) Modern
tiyatroda olaylar yüzeysel biçimde aktarılırken geleneksel tiyatroda olaylar
bütün ayrıntısıyla anlatılır.
54. Bunlar
da onlar gibi sözlü uzun hikâyelerdir. Olay ve kişilerin olağanüstü bazı
nitelikleri vardır. Onlar gibi büsbütün manzum olmasalar da manzum kısımları
vardır. Onlardan ayrılan tarafları ise mitologyaya dayanmayışları, çarpıcı ve
parlak bir üsluptan uzak oluşları, iki ayrı millet, din yahut ilahlarla
insanlar arasındaki mücadele yerine, toplum içi din, mezhep, zümre ve çıkar
çekişmelerini konu edinmeleridir.
Bu
parçada "bunlar" ve "onlar" zamirleriyle
anılıp birbiriyle karşılaştırılan iki tür, aşağıdakilerin hangisinde
verilmiştir?
A) mesnevi
- destan
B) masal
- halk hikâyesi
C) masal
- türkü
D) halk
hikâyesi - destan
E) destan
- masal
55. ---, 17. yüzyıl divan şairi, --- ise 19.
yüzyıl halk şairidir. Yaşamları arasında yüzyıllar olsa ve ayrı edebiyat dönemlerinde
eser verse de bu iki şair, konusu bakımından aynı türdeki şiirleriyle
ünlenmiştir. Divan edebiyatında --- olarak, halk edebiyatında
--- olarak adlandırılan bu şiirleri yüzünden birinin padişah tarafından
öldürtüldüğü, diğerinin hakkında soruşturma açılarak İstanbul’dan sürüldüğü
bilinmektedir.
Bu parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla getirilmesi
gerekenler aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?
A) Nef'i,
Dadaloğlu, kaside, varsağı
B) Nef'i,
Seyrani, hicviye, taşlama
C) Nedim,
Köroğlu, şarkı, türkü
D) Bağdatlı
Ruhi, Köroğlu, hamasi şiir, koçaklama
E) Nabi,
Karacaoğlan, gazel, koşma
56. Yusuf
Has Hacip'in Kutadgu Bilig adlı kitabı, Türk edebiyatında Arap-Fars etkisi
taşıyan ilk eserdir. Kutadgu Bilig'in bunun dışında da birçok alanda ilk olma
özelliği vardır. ---, bunlar arasında sayılabilir.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilemez?
A) Türkçede
uyak ve redif kullanılan ilk eser olması
B) Aruzla
yazılmış ilk Türkçe eser olması
C) Beyitler
hâlinde yazılmış ilk Türkçe eser olması
D) Türkçede
yazılmış ilk mesnevi olması
E) Türkçede
yazılmış ilk şiir kitabı olması
CEVAPLAR:
1
|
2
|
3
|
4
|
5
|
6
|
7
|
8
|
9
|
10
|
11
|
12
|
13
|
14
|
15
|
16
|
17
|
18
|
19
|
20
|
21
|
22
|
23
|
24
|
25
|
26
|
27
|
28
|
|
B
|
E
|
C
|
D
|
C
|
A
|
B
|
E
|
C
|
B
|
A
|
D
|
B
|
D
|
C
|
B
|
D
|
E
|
A
|
B
|
E
|
C
|
A
|
C
|
A
|
A
|
E
|
E
|
|
29
|
30
|
31
|
32
|
33
|
34
|
35
|
36
|
37
|
38
|
39
|
40
|
41
|
42
|
43
|
44
|
45
|
46
|
47
|
48
|
49
|
50
|
51
|
52
|
53
|
54
|
55
|
56
|
|
B
|
E
|
B
|
C
|
D
|
E
|
B
|
E
|
D
|
A
|
B
|
C
|
E
|
D
|
B
|
E
|
A
|
A
|
D
|
D
|
C
|
E
|
C
|
D
|
E
|
D
|
B
|
A
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.